Bir Patika


Uzun yıllar, dönemler, kültürler boyunca sürekli işittiğimiz, yıllar içerisinde azalmasına rağmen giderek artan bir kavram içe dönük. İnsanlar varlığını sürdürürken diğer insanlarla paylaşma ihtiyacı güden canlılardır. Ne yazık ki bir kısmımız bu paylaşma ihtiyacını giderebilecek, kendisini yargılamadan dinleyebilecek insanlar arayışındayken tam tersine önyargılı insanlarla hayatlarını idame ettirmektedir.


‘’Bu çok içine kapanık, bu çok sessiz’’ cümlelerini aranızdan işiten muhakkak olmuştur. Peki bu okurlar da başının okşanmasını, bir kez de olsa sırtının sıvazlanmasını, kaygısız bir şekilde kendini ifade etmeyi istemez miydi sizce? En basit eylemi bile kendi kendine gerçekleştirmek zorunda bırakılan içe dönük için yaşam, sanıldığından daha zordur.


Yurtta kaldığım dönemde, aldığım kocaman pasta buzdolabında çürümeye yüz tuttuğunda, kahvem bayatladığında, ses olsun diye televizyon açtığımda, kahvaltı yaparken sürekli haber izlediğimde anladım ki dayanabilir bir şey değildi artık benim için yalnızlık. Uzak durduğum, selamına ağız ucuyla yanıt verdiğim insanlara acaba biraz daha yakınlık kurmalı mıydım? Ben kendimi bu fikre alıştıramadım. Beni bu fikre yakınlaştıran oda arkadaşım, benden yaşça büyük olan bir ablayla ısındım bu fikre. Kahve yaptığında benimle paylaştığı an sadece ‘’neden?’’ diyebildim teşekkür etmek yerine. O da ‘’ Taze çektirdim, seversin umarım’’ dediğinde kalakaldım. Bir insan benim için kahve hazırlamıştı, paylaşmıştı kahvesini benimle. Kendime çok kızdım bir teşekkür bile edemeyecek kadar içe dönük olduğum için. Vesileydi işte bazı şeyler..


Gel zaman git zaman artık birçok kişiyle paylaşabildiğim şeyler olmuştu. En iyi kavradığım şey de sosyalleşmek ne demek bilemezdim eğer hep içe dönük olsaydım. Bir yemeğin tadını onu yemeden bilemezsiniz, sadece önyargıya sahip olabilirsiniz. Hayat da böyledir, yaşamak gerekir her ama her şeyi. İçe dönük olmak günlük hayatı zorlaştırsa da, zamanla ve doğru insanlarla, ufak adımlarla, sevgiyle bilhassa saygıyla aşılabilecek, hayatımızda çoğumuzun bir dönem yaşadığı durumdur. Bu süreçte size de vesile olabilecek, daha iyi hissedebileceğiniz bir ömür dilerim.


Seçil Oğuz’dan bir alıntıyla noktalamak isterim cümlelerimi; ‘’Bir kahvenin tadını, bir insan sesi değistirebilir. Berbat bir günü, bir insan yüzü güzelleştirebilir. Acı bir haberi , bir insan sözü hafifletebilir. Mutlu bir anı, bir insan daha mutlu yapabilir. İnsan insana lazımdır. Ama insan insana..’’

"Bu içerik, Impact Hub Istanbul ve ABD'nin Türkiye Misyonu tarafından desteklenen Project Zoom kapsamında hazırlanmıştır. ABD Hükümeti'nin Resmi görüşünü yansıtmamaktadır. Burada paylaşılan bilgi ve görüşlerin sorumluluğu tamamen sahibine aittir"

Copyright © 2020 protect-cactus- All Rights Reserved.

  • Facebook
  • Instagram
  • YouTube